Aşk, Ölüm? Ölüme Duyulan Aşk

Aşkın salt merak olduğu gerçeği... Birini, bir olguyu tanıma merakı; her detayıyla tanıma merakı. Cinselliğin aşkla bir ilgisi yoktur. Konuşulan kişiyi tanımadan oluşan ilkel dürtüleri aşk sanmayın, sevgi asla. Aşkın sevgiye dönüşmesiyle düzenli bir iletişim fakat kaçılmayacak bir ilişki başladı. Sevmek sevilmekten iyidir. Aktif olan sensin, karşı tarafın lütfuna ihtiyacın yok. Sevgiye karşılık bulmaksa en iyisi. Sevgi emek ve özen göstermektir. Özen karşılık bulamazsa sevgi bitmez, ama nefret güdülür. Bu durumda yine sorun yoktur. Çünkü hisler devam etmekte. Anlık nefretler, onu görene kadar sürer. Temelinde sitem yatar anlık nefretlerin. Ona söyleyemedikleriniz kafanızı devamlı meşgul ettiği için nefret olarak adlandırıyorum. Çünkü şikayet edilecek bir durum. Sonra yazmaya başlarsınız içinizi dökmek için, karşınızda o var gibi konuşursunuz kağıtla.

Aşk bir olguyu tanımak için gösterilen çabanın açıklaması, bir meraktır. Öyleyse ölüme aşık olmak en zoru mu? Bunu bilmek için ölmek gerekiyor. Ölünce biter merakın. Aşkın büyüklüğüne bakmaz, biter ölüme aşkın. Sevgiye dönüşür mü? (yüzümde anlamsız bir tebessüm oluştu.) Ölümü tanımak, sevgiye dönüşen aşkları öldürür. Ölüm sevilmez, dünyada merakın kaldıysa. Nefrete dönüşür hatta. Çünkü, "ölünce sevemezsem seni"

Dünyaya merak biterse ölümün karşı konulamaz aşkına maruz kalırsınız. Çoğu kişi ölümden korkar. Tamamlayamadıkları, tanımlayamadıkları aşkları vardır dünyada kalan. Ölüme kim aşık olur zaten? Ölüme artık yazamayanlar aşık olur. Ve ben... Ben hâlâ buradayım, yazıyorum. Umarsızca ve arsızca seni bekliyor olacağım. "Hala bitirmediğim/Bir yarım şarkım kaldı/Ömrümün sonbaharında"