Yürüyorum

Kalabalık caddelerde yalnızlığı hissetmek... Birkaç senedir bunu yapıyorum. Evet bu yalnızlığı bilinçli oluşturuyorum. Düşüncelerimizi kusacak bir yer bulamıyorum bazen. Bazen yazarak kusuyorum içimdekileri. Düşüncelerimin değişme hızı yazma hızımdan fazla olduğu zamansa... Yazıda bile konudan konuya geçiş yapmış oluyorum. Bu yüzden yürüyerek kusuyorum kafamın içini. Düşüncelerim hızlı değişiyorsa hızlı yürüyor, tek konuyu düşünüyorsam yavaş yürüyorum. Yürüyüşün sonunda yorgun bir şekilde eve geçmek kalıyor. Bu yorgunluk hiç şikayet ettiğim bir şey değil. Bir başarı sergilemişim gibi hissediyorum kendimi yatarken, ağrıyan sırtımla, bacaklarımla hissediyorum tüm yürüyüşü tekrar. Zaten bir ceza gibi bu yürüyüş. Kafanı meşgul eden düşünceleri yürüyerek öldürüyorsun. Bunu düzenli yapınca belki beyin çıkılmaz düşünceler üretmeyi durdurur. Ne dersin? Beyin anlar herhalde, her çıkmazın sonunda bilinçli olarak vücudu yorduğumu. Anlamazsa da sorun yok. En kötü ihtimalle ömrümün sonuna kadar yürürüm. Alışkanlık yapar belki. Monotonluğun en iyisi. Düzenli eylemlerin içinde dağınık düşünceler yatmakta. Hayat bana istediğimi verene kadar yürüyorum. Hayat bana istediğimi vermiyor.