
Yangılı ya da parazitlerden kaynaklanan hastalıkların kimyasal bileşiklerle tedavisine kemoterapi denir.Terim , Alman bakteriyolog ve tıp bilgini Paul Ehrlich tarafından ortaya atıldı ve bu yöntemin böylesi hastalıkların serum ve aşıyla tedavisinden farklılığı ortaya kondu.Kemoterapi,zamanla,parazit kaynaklı olmayan hastalıkların da kimyasal bileşiklerle tedavisini kapsayacak biçimde geniş bir anlam kazandı.XIX.yüzyıl sonlarından başlayarak minerallerden ve bitkilerden hareketle birçok ilaç yapıldı.Fransa’da L.Pastuer’un ve Almanya’da R.Koch’un araştırmaları bakteriyolojinin doğuşuna zemin hazırladı.Bu alandaki ilk pratik uygulamayı Joseph Lister fenolu dezenfektan olarak kullanarak 1965’lerde başlattı.Ne ki, adını verdiği kemoterapinin gelişimine adıl büyük katkıyı Ehrlich yaptı.Sorun,canlı bir hayvandaki parazitleri,taşıyana ciddi bir zarar vermeksizin yok edecek bir dezenfektan maddeyi üretmekti.1890’larda Ehrlich,kimi araştırmalardan sonra sentetik bir boya olan metilen mavisinin sıtmaya karşı özellikler taşıdığını keşfetti.Bu araştırmalardan hareketle Ehrlich 1901-1904 yılları arasında sentetik maddelerin kimyasal yapısı ile onların biyolojik etkileri arasında karşılıklı ilişki kuran formüle etti.Bu anlayışla sürdürdüğü çalışmalar sonucunda frengi tedavisinde etkili olan salvarsan’ı (arsefenamin) keşfetti. (1910)
Böylece temelleri atılan kemoterapi,Gerhard Domagh,Ernst Boris Chain ve Howard Walter Florey’in katkılarıyla özellikle Almanya’da gelişti.Domagh o güne dek denenen tüm biyolojik ve kimyasal etkenlere karşı direnç gösteren streptokok türü bakteri üzerinde etkili ilk kimyasal madde olan Prontosil (sülfakrizoidin) i buldu.1935 yıllarında bu buluştan yararlanılarak sülfonamidler’in elde edilmesiyle bakterileri öldürüp organizmaya zarar vermeyen birçok kemoterapötik madde bulundu.Florey’in geniş çapta üretimi ve tıpta kullanımı sağlayan buluşlarıyla Fleming’in 1928’lerde bulduğu penisilin, II.Dünya Savaşı’ndan bu yana tıbbın bakteri enfeksiyonlarına karşı en büyük silahı oldu.İlk antibiyotik olan penisilini,streptomisin,tetrasiklin vb izledi. 1960’lardan sonra kemoterapide ana sorun virüslü hastalıklara karşı ilaçların bulunması biçiminde ortaya çıktı.Bitki hastalıklarının iyileştirilmesinde kemoterapik yöntemler ayrı bir uğraşı dalı olarak gelişimini II.Dünya Savaşı’ndan bu yana sürdürmektedir.
